id=”ztw9h7″
Ezra’nın Anlamı Nedir? İşte Her Şeyin Çıktığı Yer
Hadi gelin, çok derin bir soruyla başlayalım: “Ezra’nın anlamı nedir?” Şu anda 25 yaşımda, İzmir’de yaşayan biri olarak böyle bir soruyu bana sormak, sanki biri bana “Hayatın anlamı nedir?” diye sormuş gibi bir şey. Eh, ciddi ciddi bakınca, bu soruyu birkaç farklı açıdan ele almak gerek. Çünkü Ezra, ne de olsa, kelimelerden öte bir şey. Bu ismin anlamı belki de benim hayatımı ne kadar komik bir biçimde ele alacak, kim bilir?
Ama hemen şunu da söyleyeyim: Her zaman ezberden doğru cevaplar veremem, hatta çoğu zaman düşündüğüm şeylerle verdiğim cevabın arasında dağlar kadar fark var. Benim gibi düşünürseniz, bu yazının sonu muhtemelen “Ezra’nın anlamı nedir?” sorusunun çok daha geniş ve komik bir hale gelmesiyle sonuçlanacak. Hazır olun.
Ezra’nın Anlamı Nedir? Bir Kelime, Bin Farklı Yorum
Öncelikle, Ezra’nın anlamı hakkında konuşalım. “Ezra”, aslında İbranice kökenli bir isim. Temelde “yardım” veya “yardımcı” anlamına gelir. Gülüp geçmek kolay, değil mi? Ama durun, durun! Bu ismi taşıyan kişi, her zaman yardım etmek zorunda mı? Hem de yardımcı olmak! Şu an hemen şu düşünceye kapıldım: “Ezra ismini taşıyan biri hep mi yardım etmek zorunda olacak?” Diğer taraftan, şunu da eklemem lazım, o kadar çok “yardımcı” var ki bu dünyada… Düşünsene, birinin seni “Ezra” diye çağırıp sana bir iyilik yapmasını beklediğinde, acaba o kişi gerçekten yardımcı olacak mı? Yoksa benim gibi tembellere mi denk gelirsin, bilemiyorum.
Bazı zamanlar bu tür isimler bana hep bir yük gibi gelir. Şimdi diyelim ki bir arkadaşımın adı Ezra ve sürekli “Hadi, şu projeye yardım et” dediğinde, gerçekten yardıma gelmeyi umursayan bir Ezra ile karşı karşıya olup olmadığımı sorgulamaya başlarım. “Ezra”nın “yardım” anlamına gelmesi, bana bir anda bir gölge gibi gelir. Bu ismin anlamı, bana soracak olursanız, bazen içsel bir vicdan azabı yaratır. İnsan sürekli “yardım etmek” zorunda mı ya? Bazen ben de yardım etsem, birisi “Yok ya, sen yeterince yardımcı oldun” dese de fena olmaz mı? Gülüyoruz ama içten içe yardım etmek zorunda olmak, insanın her an “İyi ki ‘yardım’ dediler!” dediği bir yük olabiliyor.
Ezra’nın Anlamı ve Hayatın En İyi Yardımcısı Olma Durumu
Şimdi durup düşündüm de, Ezra’nın anlamı gerçekten derin. Hani bizim yaşadığımız şu günlerde, “yardım” her zaman güzellik değil. Bak, her gün sabah uyandığında, iş yerindeki o bir tık fazla dosyayı çözmek için 2-3 saat geçirdiğinde ve sonra biri gelip sana “Yardımcı olur musun?” dediğinde, acaba gerçekten bir yardımcı olmak mı gerekiyor? Ya da “Ezra” ismini taşıyan bir kişi, aslında kimseye yardım etmeyip “Hadi, bir süre ben de yardımcınız olacağım!” deseydi, ne olurdu?
Benim bir arkadaşım var, adı da Ezra. Bu insan gerçekten de isminin hakkını verir. Hem de o kadar mükemmel veriyor ki, bazen gerçekten kendime şunu soruyorum: “Ezra ismini taşımak zorunda mısın?” Yani, tam olarak hep yardım etmek değil, bazen de başkalarına bırakma gücüne sahip olmak lazım. Yardım etmeyi bir kenara bırakıyorum, ama bu tarz şeyler bana düşündürücü geliyor.
O yüzden benim gibi birisi, her zaman “yardımcı” olmak zorunda hissetmeyebilir. Aslında bazen en iyi yardım, bazen en doğru zamanda geri adım atmaktır. Yardım etmeyi, en azından izlediğim ve gördüğüm kadarıyla, doğru zamanlarda yapmak insanı bambaşka biri yapıyor. Ama işte, Ezra’nın anlamı hep kendini aştığı için, yardım ederse çok daha büyüleyici, yardım etmezse de “Neyse, biraz da o kadar kusur olmasın!” dediğimiz bir karakter haline geliyor.
Ezra, Beni Hiç Yardım Etmemeye Zorluyor
Şimdi, Ezra ismi biraz daha derinleşiyor. Hani bazen vardır ya, adını taşıyan kişiyi bilmeden sadece ismine bakıp, ona belirli anlamlar yüklersin. Ezra ismi, bana öyle zamanlar gelir ki, “Eyvah, yine birine yardım etmem gerekiyor” diye hissettirir. Ama gerçek şu ki, bazen sadece adımdan dolayı, sırtımda fazladan bir yük olduğunu hissederim. Sanki bütün dünya benden yardım bekliyor da ben ne yapacağım? Neyse ki yardım etmeyi seviyorum, ama yine de Ezra, bana bazen o kadar çok yardım etmek yükü veriyor ki, içimden sürekli “Hadi, bir saniye, her şey yolunda!” diye düşünmek zorunda kalırım.
O kadar çok kişi var ki hayatımızda, bazen yardımı hep bizden beklerler. Bir yerlerde içimden biri bağırır: “Ezra, her an herkese yardım et! Hem de koşarak!” Ama sonra şunu anlarım: “Hayır, bu kadar çok şey var ki, bende de bir son yok.” Yardım etmek için herkesin zamanı vardır, değil mi? Ama işte zaman zaman insanlar kendi yüklerini bizim omuzlarımıza yüklemek ister. Ezra, bazen onlara karşı gelme cesaretini de buluyor ve diyor ki: “Yardım değil, önce kendi alanımda bir adım atayım.”
Ezra’nın Gerçek Yüzü: Yardımcı mı, Yoksa Kendi Kendine Yeterli Biri mi?
Şimdi işin daha derin kısmına gelelim. Ezra, her zaman yardım eden biri mi olmak zorunda? Yardım etmek insanı insan yapar mı? Yoksa gerçekten kendine dönüp, sadece birazcık kendini dinlemek ve dünyayı görmek gerekiyor mu? Hem, “Ezra ismiyle yardım etmeye devam etmek mi?” diyorum bazen, yoksa kendi kimliğimi oluşturmak mı? Biraz daha düşünmem lazım. Hayatımı bu kadar düşüncelerle dolu bir hale getirmem mi? Ya da bunca yardım etmek yerine bir adım geri çekilsem, acaba dünyamda neler değişir?
İşte bu sorular, belki de her ismin, her anlamın ne kadar derin olduğunu gösteriyor. “Ezra’nın anlamı nedir?” sorusunun cevabı da buna dayanıyor. Kimi zaman sadece bir isim, bazen de bir kimlik olabilir. Yardım etmeyi kabul etmeden önce, kim olduğumuzu sorgulamak gerekiyor. Ezra, belki de bana bunu öğretiyor: Yardım etmek güzel, ama kendinle barışık olmak daha güzel.