Sabah Kalkınca İlk Yapılması Gerekenler Nelerdir?
Hadi itiraf edelim, sabahları kalkmak hepimizin biraz canını sıkıyor. Her ne kadar “yeni bir güne başlamak harika!” desek de, uyandığımızda gözümüzün uykulu hali ve kafamızın karışıklığı o kadar gerçek ki, çoğu zaman “Ben bunu nasıl yapacağım?” sorusu daha da yakıcı bir hale geliyor. Ama endişelenme! Sabah kalkınca ilk yapılması gerekenler nelerdir? konusunda seni yalnız bırakmayacağım. Hem de mizahi bir yaklaşımla, çünkü sabahları herkesin bir noktada kendi içindeki komedyenle konuştuğunu biliyorum. Şimdi, sabah rutininin en komik, bazen de en derin halleriyle, yeni bir güne nasıl başlandığını birlikte keşfedeceğiz!
1. Uyanmak: “Biraz daha 10 dakika!”
İzmir’de, baharda uyanmak daha bir zor olur. Kafanı yastığa koyar koymaz, güneş sanki “Günaydın!” diye bağırarak girer odaya. Ama ben de bir insanım, sabahları uyanmak zor. Bilirsin, sabahları yapılması gereken ilk şey, asla ve asla yataktan çıkmamaktır. “Biraz daha 10 dakika” demek, sanki günün tamamı boyunca kaybetmeye razı olduğumuz en kıymetli dakikalar gibi gelir.
Şöyle bir diyaloğu hayal et:
Ben: “Hadi ama, güne başla!”
İç Ses: “Biraz daha, sana ne?”
Ben: “Hayır, gerçekten uyanmalıyım, yapabilirim!”
İç Ses: “O 10 dakika var ya… O 10 dakika…”
İşte, o 10 dakikalar seni uykusuz bırakacak kadar kıymetlidir. Ama sonra uyanırsın ve ilk işin gözlerini açarken telefonuna bakmak olur. Ama tabii ki bu, “Saat kaç oldu? Aa, bir de mesaj var mı?” değil. “Saat kaç?” sorusunun cevabı seni beklemiyor. Çünkü sabah uyanınca herkesin yaptığı gibi, önce 10 dakikalık kayıplarının geri dönmesini beklersin.
2. Yataktan Çıkma Hakkı: “İyi de, Niye?”
İzmir’in sabah 8’inde giydiğin şortla balkonuma çıkmaya cesaret edebilirim, ama sabahları yataktan kalkmak çok daha zor. Ne zaman kalksam, önce yatakta 5 dakika daha keyif yapmak istiyorum. Uyandıktan sonra gerçekten uyanmadığını anladığım an, o sabahın çok daha derin düşüncelerinin başlangıcıdır.
İç Ses: “Niye yataktan kalkayım ki, son bir saatimi daha uykuda geçirsem?”
Ben: “Kalktım, ben bunu yapabilirim.”
İç Ses: “Yine mi? Gerçekten mi?”
Ben: “Hayır, şimdi bir şeyler yapmam lazım, uyumak değil!”
Sonunda kalkmaya karar veriyorum, ama her sabah aynı şey: “Niye şimdi?” Aslında herkesin yaşadığı bu durum, sabahın ilk dakikalarını geçirebilmek için herkesin gerekli izni almak gibi.
3. Ayna: “Ben Kimim?”
Yataktan kalkıp mutfağa doğru yönelirken, ilk işim aynada kendimi görmek olur. İzmir’de güneş ışığının vurduğu ilk sabah aynası, asla seni iyi bir ruh haline sokmaz. Uyandığında, muhtemelen güne başladığın anla benzer bir şey olacaktır. O yüzden her sabah aynada gördüğüm halimi kabulleniyorum. Kirli sakallar, saçların her yerde, ve gözler… gözler o kadar şişmiş ki, yeni kalkmış biri gibi hissediyorum. Ve tabii, klasik sabah yüz ifadesi: “Ne oldu bana ya?”
Ben: “Bunu yapabilirim. Biraz daha su içsem ne olur ki?”
İç Ses: “Yok, bir şey değişmez. Ama gene de su iç.”
Bir süre yüzümdeki sabah halinde kaybolmuş bir ruh haliyle oturuyorum. Sabah rutinim hiç de düzgün başlamaz, ama olsun, her şey geçer. Bu, bu sabahın hikayesi.
4. Kahvaltı: “Neyim Var Ki?”
Kahvaltı yapmak, günün en önemli öğünüdür, değil mi? Ama sabah kalktığında ne yiyebilirim diye düşünürken bulduğum şeyler gerçekten çok zorlayıcı olabilir. Aydınlatıcı bir fikir gelir mi? Belki ekmek, peynir… Ama sonra belki de hiçbir şey bulamam. Ne yiyeceğim? Çalışan bir insan sabahları kahvaltı yapmak zorunda mıdır?
Ben: “Kahvaltı… O da ne?”
İç Ses: “Düşünme, bir dilim ekmek yeter.”
Ben: “Ekmek mi? Gerçekten mi?”
İzmir’in kahvaltı kültürü çok sağlam, ama sabahları bile bazen ‘bir dilim ekmek’ kafasına düşersin. O sırada sabahı kutlayan bir kahvaltı planı yapma gerekliliğini hissetmezsin. Ama yine de yediğin şeylerin seni nasıl geçirdiğini anlayamazsın. Kahvaltı, sabahları ruhunu açan bir şeydir, ama bazen işte, ‘ayarı’ kaçırabilirsin.
5. Bir Kahve İçmek: “Sonsuz Sayısız Fincan!”
Kahve… Her sabah, her saatte olduğu gibi, sabahları da kahve beni bekler. Benim için sabah, en az bir fincan kahve içmeden başlamak imkansızdır. Sonra, kahve içtikten sonra gözlerimi yavaşça açarken hissettiğim o tatlı huzur… Evet, evet, şimdi daha iyiyim. Ama tabii ki, birkaç dakika sonra, iç sesim yine devreye girer.
İç Ses: “Yine mi kahve?”
Ben: “Evet, hep bir kahve! Bu sabah nasıl başlamak zorundayım? Beni hiç anlamıyorsun, İç Ses!”
Bir kahve içmenin sabahını ne kadar etkileyebileceği çok önemli. Bazen bir fincan, bazen de üç veya dört fincan yeterli olur, ama “bu sabah” konusu her zaman farklıdır. Kahve, sabahları yaşanabilir kılar; bu yüzden asla unutma, bir kahve sabahı güzelleştirir.
6. Bedenin Harekete Geçmesi: “Bütün vücut bu kadar mı tembel?”
Sonunda, bir kahve içtikten sonra sabahın gerçek anlamına daha da yaklaşıyoruz: Spor! Hayır, şaka yapmıyorum. İster 5 dakikalık bir germe hareketi yap, ister kısa bir yürüyüşe çık, sabahları bedeni harekete geçirmek bambaşka bir şey. Ancak çoğu zaman “yapmazsam ne olur ki?” diye düşünürüm. En basit haliyle; bir adım atmak zor. Bu vücut beni bir kez daha şaşırtıyor.
İç Ses: “Spor mu? Hadi canım, yapmazsan bir şey değişmez ki!”
Ben: “Yapmalıyım, nasıl olsa günün sonunda en iyi halimi bulurum!”
Ama o bir adımı attığında, tüm kaslarının uyanışını hissedersin ve aniden “Bu sabahı biraz daha ben yapıyorum!” dedirten bir şey olur.
—
Sonuç
İzmir’de sabahları, her yeni güne başlamak, her zaman bir savaş gibidir. Ama sonunda, sabah kalkınca ilk yapılması gerekenler nelerdir sorusunun cevabı, aslında insanın kendini kabul etmesiyle alakalıdır. İster 10 dakika daha uyuyarak, ister sabah rutininizi olabildiğince komik hale getirerek, sonunda bir şekilde yeni güne başlamak zorundasınız. Bu, sabahı eğlenceli hale getiren tek şeydir. Ve unutmayın, sabahları daha önce planladığınız gibi başlamak, bir şans değil, tam anlamıyla bir deneyimdir!