İçeriğe geç

Hürriyet kasidesi şiir mi ?

Giriş: Hürriyet Kasidesi şiir mi? sorusuyla başlayan bir gün

Bazı sorular insanın aklında küçük bir kıvılcım gibi başlıyor ve sonra büyüyüp içini kaplayan bir yangına dönüşüyor. Benim için de o gün her şey basit bir soruyla başladı: Hürriyet Kasidesi şiir mi?

Sabah erken saatlerde Kayseri’nin soğuk ama berrak havasında uyanmıştım. Pencereden içeri giren ışık, odamın duvarında solmuş not kâğıtlarının üzerine düşüyordu. Günlüğüme yazmak istedim ama elim gitmedi. İçimde tuhaf bir sıkışma vardı; ne tam mutsuzluk ne de net bir huzursuzluk… Sanki bir şey eksikti ve ben ne olduğunu bilmiyordum.

Okula gitmeden önce çantama rastgele bir kitap koydum. O gün edebiyat dersinde “kaside” konusu işlenecekti. Ama ben daha o kelimenin bile ağırlığını tam olarak taşıyamıyordum. Hürriyet Kasidesi adını ilk duyduğumda bile içimde bir şey kıpırdadı. Sanki sadece bir şiir adı değil, bir insanın hayata bakışını anlatıyordu.

Kayseri’de bir kütüphane ve içimdeki boşluk

Educloud’ya hoş geldiniz. Bu yazımızda merak ettiğiniz “Hürriyet kasidesi şiir mi” konusunu sizin için araştırdık.

Öğleden sonra ders bitince kendimi üniversitenin kütüphanesine attım. Kayseri’nin o sert rüzgârı dışarıda kapıları zorlayadursun, içeride sessizlik insanın içini daha da büyütüyordu. Rafların arasında yürürken, kitap kokusu beni çocukluğuma götürdü. O zamanlar daha kolay inanırdım. İnsanlara, kitaplara, hayallere…

Bir masaya oturdum ve önüme defterimi açtım. Ama yazamadım. Çünkü aklım hâlâ o sorudaydı: Hürriyet Kasidesi şiir mi?

İnternete bakmak istemedim. Çünkü cevabı öğrenmek değil, onu hissetmek istiyordum.

ilk karşılaşma

Kitaplar arasında dolaşırken bir edebiyat antolojisi çekti dikkatimi. Sayfaları karıştırdım ve orada karşıma çıktı:

Hürriyet Kasidesi

İsmini görünce bile içimde garip bir ciddiyet oluştu. Sanki sıradan bir metin değil de, bir insanın kalbinden dökülen ağır bir söz dizisiyle karşı karşıyaymışım gibi hissettim. Sayfayı açtım.

İlk satırlardan itibaren içimde bir şeyler değişmeye başladı. Kelimeler bugünün dili gibi değildi ama tam da bu yüzden daha gerçekti. Her cümlede bir duruş, bir direnç, bir iç yanma vardı.

O an fark ettim ki ben aslında sadece “şiir mi değil mi” diye sormuyordum. Ben bir şeyin ne kadar gerçek olabileceğini anlamaya çalışıyordum.

şiirin ağırlığı

Okudukça omuzlarımda bir ağırlık hissettim. Sanki kelimeler sadece zihnime değil, doğrudan kalbime düşüyordu. Kaside dediğimiz şeyin sadece bir edebiyat türü olmadığını, bir duruş biçimi olduğunu fark ettim.

Dışarıdan bakınca basit bir metin gibi görünebilir. Ama içine girdikçe insanın içini dürten bir tarafı var. Özellikle “hürriyet” kelimesi… O kelimeyi her okuyuşumda içimde bir şeyler kıpırdadı. Çünkü benim hayatımda hürriyet hep uzak bir kavram gibi durmuştu. Günlük rutinler, beklentiler, gelecek kaygısı… Hepsi bir zincir gibi hissediliyordu.

O an kendime dürüst oldum: Ben aslında özgür değilmişim gibi hissediyordum.

Kasidenin içinde kaybolmak

Zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Kütüphanede insanlar gelip giderken ben aynı sayfaya bakıyordum. Ama her okuyuşumda farklı bir şey görüyordum. Sanki metin değişmiyordu ama ben değişiyordum.

Kayseri’nin dışındaki dünya uzaklaşmış gibiydi. O soğuk hava, o gri gökyüzü, o hızlı yaşam… Hepsi başka bir gezegene aitmiş gibi geldi.

özgürlük duygusu

İçimde tuhaf bir heyecan oluştu. Belki de ilk kez bir metin bana “sen yalnız değilsin” demiyordu ama “sen hissedebilirsin” diyordu. Bu bile yeterince güçlüydü.

Hürriyet kavramı sadece siyasi bir anlam taşımıyordu artık benim için. Kendi iç dünyamda da bir karşılığı vardı. Kendi kararlarını vermek, kendi sesini duyabilmek, korkmadan düşünmek…

O an defterimi açtım ve yazmaya başladım. Ama yazdıklarım düzenli değildi. Daha çok parçalanmış düşünceler, yarım cümleler… Yine de içimde bir rahatlama vardı.

duygusal kırılma

Sonra bir anda durdum. Çünkü bir cümle beni beklemediğim bir yerden yakaladı. Sanki yıllardır içimde sakladığım bir düşünceye dokundu.

Hayal kırıklığı hissettim. Çünkü ben bugüne kadar özgürlüğü hep dışarıda aramıştım. Bir gün, bir şehirde, bir insanda ya da bir kararda… Ama o an anladım ki belki de yanlış yere bakıyordum.

Bu farkındalık beni biraz sarstı. İçimde bir boşluk oluştu. Ama bu boşluk kötü değildi. Daha çok yeniden dolmayı bekleyen bir alan gibiydi.

Defterime sadece şunu yazdım:

“Belki de özgürlük, önce kendini anlamaktır.”

Hürriyet Kasidesi şiir mi? sorusunun dönüşümü

Kütüphaneden çıkarken hava soğumuştu. Kayseri’nin rüzgârı yüzüme vurduğunda artık aynı kişi değildim. O basit soru hâlâ zihnimdeydi ama anlamı değişmişti.

Hürriyet Kasidesi şiir mi?

Artık bu sorunun cevabı teknik bir bilgi gibi gelmiyordu. Çünkü o metin benim için sadece bir şiir değildi. Bir düşünceydi, bir isyandı, bir iç seslenişti. Belki de en önemlisi, insanın kendine karşı dürüst olma çabasıydı.

Yolda yürürken insanlara baktım. Herkes bir yere yetişiyordu. Ama kimsenin yüzünde durup düşünmeye vakit yok gibiydi. O an kendimi tuhaf hissettim. Sanki ben kısa bir süreliğine durup başka bir şeyi görmüştüm ve artık geri dönemeyecektim.

Sonuç gibi hissetmeyen bir devam

Eve döndüğümde odama girdim. Çantamı kenara bıraktım. Pencereyi açtım. Soğuk hava içeri doldu.

Günlüğümü açtım ama bu sefer yazmak kolaydı. Çünkü içimdeki düğüm çözülmüştü. Tamamen değil, ama yeterince.

Dışarıda Kayseri’nin ışıkları yanıyordu. Şehir sessizdi ama benim içim artık daha gürültülüydü. Çünkü bazı sorular cevap bulduğunda bitmez. Sadece şekil değiştirir.

Ve ben o gün şunu fark ettim: Bazı metinler sadece okunmaz, insanın içine yerleşir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
grandoperabetilbetgir.netbetexperhttps://betexpergir.net/