İçeriğe geç

Öpüşme hastalığı neden olur ?

Öpüşme Hastalığı Neden Olur?

Hayat bazen bize öyle komik ve beklenmedik senaryolar sunar ki, insan bunları bir köşe yazısına dökmek zorunda kalır. Bugün karşınızda, ‘’Öpüşme hastalığı neden olur?’’ sorusunun cevabını vermeye çalışacağım, ancak kesinlikle klasik bir ‘’bilimsel’’ makale beklemeyin. Çünkü ben, İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, her durumda espri yapmayı alışkanlık haline getiren ama içten içe her şeyi fazla düşünen bir insanım. Ve bu yazıyı bir kafede arkadaşlarımla kahve içerken, “Öpüşme hastalığı ne ya? Böyle bir şey var mı?” diyerek başladığım bir sohbetin sonucunda yazıyorum.

Konuya Giriş: Gerçekten Var mı?

Öpüşme hastalığı nedir? Bunu duyan birinin aklında hemen “Aaa, demek ki öpüşmek hastalıklara neden oluyormuş!” gibi düşünceler belirebilir. Haksız sayılmazsınız. Ancak gerçekler biraz daha karmaşık. Öpüşme hastalığı aslında, tıbbi literatürde, herpes simplex virüsü (HSV) nedeniyle meydana gelen bir enfeksiyon türüdür. Bu hastalık, çoğunlukla öpüşme yoluyla bulaşır. Peki ama bu virüsü neden öpüşme yoluyla bulaştırıyoruz? Her şey, aslında insan doğasına dair bir şeyler anlatıyor.

Gerçekten Öpüşme Mi?

Daha önce arkadaşlarla bir akşam yemeği sonrası “Öpüşmek ya da öpmemek” üzerine bir sohbet yapmıştık. Şimdi düşündüm de, bu tip sohbetler bazen insanı bir hayli derin düşünmeye sevk edebiliyor. Yani mesela, öpüşmenin ne kadar zarif bir şey olduğunu düşünsenize? Birinin dudağının kenarına dokunmak, bir zamanlar en saf ve masum bir davranışken, bugün bir bakıyorsunuz, “Öpüşme hastalığına yakalandım” diyen bir arkadaşınıza “Geçmiş olsun!” diyorsunuz. Ne garip bir şey değil mi?

Bir yandan da insanların böyle bir virüsü, her nasılsa birbirlerine bulaştırabiliyor olmaları oldukça tuhaf. Ben de bir zamanlar, öpüşme hastalığı ile ilgili ilk duygusal tecrübemi yaşadığımda bu hastalığı bir “garip şaka” olarak görmüştüm. “Ne yani, öpüşürken başka birinin dudaklarına virüs mü geçiyor?” diye düşünmüştüm. Evet, öpüşme hastalığı gerçekten de bu şekilde bulaşabiliyor. Ama tabii ki, virüsün aslında fiziksel yakınlık dışında başka yollardan da insanlara geçebildiğini söylemekte fayda var.

Ailede Bulaşabilir mi?

Bir kere daha düşünüyorum, bakın; annemle babamın her sabah birbirlerine öpücükler kondurduklarını düşünün. Birisi hijyen konusunda çok titiz, diğeri ise o kadar rahat ki, 5 dakika önce yemek hazırladıktan sonra, hemen ellerini yıkamadan, öpücükler konduruyor. Şimdi bu soruya cevap vermek çok kolay değil. Çünkü virüs aslında o kadar sinsi ki, hiçbir zaman ne zaman nasıl geçeceğini bilemezsiniz. Bu yüzden öpüşme hastalığına karşı en iyi koruma yolu: biraz da dikkatli olmak ve kendi sağlığınızı riske atmamaktır. O zaman belki de öpüşme hastalığı kadar önemli bir şey var; kendi sağlığınıza saygı göstermek!

Öpüşme ve Mikrop: “Bir Yudum Kahve Gibidir”

Geçen gün bir arkadaşımın evinde otururken, o “Hey! Öpüşme hastalığı nedir?” diye bana sordu. Kahvemi yudumlarken, birden aklıma geldi. Hani bazen bir şeyin, diğerinden farklı olmasını garip şekilde kavrayabiliyoruz. Mesela, kahve içerken bile, dikkatli olmalısınız. Kahve fincanının kenarında gördüğünüz minik bakterileri göz önüne alarak, öpüşmenin de “mikrop bulaştırıcı” yönünü yavaşça fark ediyorsunuz. Hatta, o kadar büyük bir ihtimal var ki; bazen kahveyle, bazen de bir öpücükle virüsün vücuda girmesi arasında fark kalmıyor. Bu kadar basit!

Peki, öpüşme hastalığı bu kadar popüler olmuşken, neden hâlâ öpüşmeyi seviyoruz? İşte, tam da bu noktada bir yudum kahve gibi; tadı başta bir garip ama sonrasında vazgeçilmez oluyor.

Herpes Simplex Virüsüne Dair Birkaç Söz

Öpüşme hastalığı denilince, insanların kafasında “Aaaa bu virüs bana da bulaşır mı?” gibi düşünceler belirebilir. Hepimizin aklında, sağlıklı bir öpüşme davranışının “tehlike” anlamına gelip gelmeyeceği sorusu vardır. Herpes simplex virüsü dediğimiz virüs, aslında dünyada öpüşme yoluyla en fazla bulaşan virüslerden biri. Herkesin bağışıklık sistemi buna karşı farklı tepki verir. Yani bazılarında hiç belirti göstermezken, bazılarında dudak çevresinde yaralarla kendini gösterebilir.

Bir de şöyle bir gerçek var ki, o ilk öpücük anındaki heyecanı bir düşünün. O masumiyet… Hani o an her şey mükemmel gözüküyor, çünkü bir yudum kahve gibi bir şey. Bir anda da hastalığa dönüşebiliyor. Kısacası, öpüşme hastalığı, özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde daha belirgin bir şekilde kendini gösteriyor.

Küçük İç Sesim: “Ne Olacak Şimdi?”

Şimdi, tam bu noktada iç sesime kulak veriyorum. “Haydi bakalım, o zaman hepimiz dikkatli olalım, değil mi? Ama öpüşme bir yandan da çok güzel!” Bu kararsızlık hali, aslında hayatta sıkça karşılaştığımız bir durum. Yani bazen, kötü bir şey bile olabilir, ama insan, o anki duygularına teslim olabiliyor. Öpüşme hastalığı, çoğu zaman küçük bir anlık heyecanın ardından gelen bir sonuç. Ama asla unutmayın: her şeyin fazlası zarar!

Küçük bir not: Bir de şunu fark ettim, o kadar “dikkatli” olduğumuzu söylediğimizde bile, hayatın tadını çıkarırken, öpüşme gibi doğal bir refleksin bile hastalığa dönüşmesi bizi gerçekten de güldürüyor.

Sonuç: Öpüşme Hastalığı Her Zaman Varmıştı, Biz Sadece Bunu Yeni Fark Ettik!

İzmir’de bir kafede arkadaşlarımla geçirdiğim bir akşamda fark ettim ki, “Öpüşme hastalığı” gibi konular genellikle ciddi bir korku kaynağı olabiliyor. Ama hayatı biraz eğlenceli ve komik bakış açılarıyla ele alırsak, aslında her şeyin içinde biraz eğlence, biraz da dikkatli olma olmalı. Yani evet, öpüşme hastalığı gerçekten olabilir, ama aynı zamanda o çok hoş ve sıcak öpücükler, bazen bir yudum kahve gibi, hayatımıza tat katabiliyor.

Kimseyi küçük görmeden, biraz da gülümseyerek hayatı izlemekte fayda var!

Yani, en başta söyledim ya, bir İzmirli olarak:

> “Öpüşme hastalığına yakalanmam! Ama yakalansam da gülümsemek gerek!”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
grandoperabetilbetgir.netbetexperhttps://betexpergir.net/Türkçe Forum